Leptomeninksler: Uyku oluşturucu Prostaglandin D2’nun beyindeki ana kaynağı

Araştırmacılar tarafından yakın geçmişte birçok uyku oluşturucu moleküller (somnojenler) tespit edildi. Bunlardan bazıları sitokinler, anandamide, urotensin II, ve adenozin molekülleridir. Bu moleküller arasında yer alan Prostaglandin D2 (PGD2) uyku indükleyici etkisi ise 30 yılı aşkın bir süredir bilinmektedir. Yapılan çalışmalar uyku indükleyici moleküllerin uzun süreli uyanıklık periyodunda beyinde biriktiklerini gösteriyor. Araştırmacılar uyanıklık periyodunda bu moleküllerin…

Weiterlesen

Sosyal yenilgi stresinin uyku üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir model tanıtıldı

Yaşayan tüm organizmalar hayatları boyunca bir çok stres faktörüne maruz kalmaktadırlar. Sosyal çekişmeler insanlar için en yaygın görülen stres kaynaklarından biridir. Her ne kadar araştırmacılar sosyal yenilgiler (SoD) sonrası oluşan stresin uyku ve uyanıklık davranışları üzerindeki etkilerini çeşitli deney modelleri üzerinden çalışmış olsalar da, SoD sonrası etkileri yeterince incelenememiştir. Geçtiğimiz günlerde Frontiers of Neuroscience ‘da…

Weiterlesen

Uyku süremiz genetik miras mı?

Tsukuba Üniversitesi Uluslarası Bütünleşik Uyku Tıbbı Enstitüsünde (IIIS) 63.sü düzenlenen seminerlerin konuğu Japonya ulusal orman ve orman ürünleri araştırma ajansından Dr. Emi Morita’ydı. Dr. Morita şu aralar ormanda yürüyüş veya gezinti yapmanın sağlık üzerindeki etkilerini inceliyor. İlgilendiği konular arasında toplumlarda görülen hastalıkların nedenlerinin yanı sıra bu hastalıkların farklı bireyler üzerindeki etkileri yer almakta. Bununla birlikte…

Weiterlesen

Uykusuzluk tedavisine yeni bir yaklaşım

Insomnia veya uykusuzluk yaşlılar da %60’a genel nüfusta ise  %15’e varan oran ile en önemli uyku problemlerinden birini oluşturmaktadır. Bununla birlikte uykusuzluk genellikle depresyon veya anksiyete gibi psikiyatrik hastalıklar ile beraber görülür. Uykusuzluk tedavisinde en yaygın kullanılan ilaçlar merkezi sinir sisteminin baskılanmasını γ-aminobutrik asit salgılamasını artırarak sağlayan benzodiazepines veya benzerleridir. Fakat bu ilaçların kas gevşemeleri,…

Weiterlesen

Nucleus accumbens’ın uyku oluşturucu fonksiyonun moleküler temeli aydınlatıldı

Uyku tüm organizmalarda yaşamın temel davranışlarından biridir. Son yıllarda bir çok çalışma beynin uyku ve uyanıklık periyodunu nasıl kontrol ettiği hakkında bilgiler sunuyor olsa da, halen uykunun gizemi üzerindeki sır perdesi tam olarak aralanmış değil. Araştırmacılar otuz yılı aşkın bir süredir beyinde uyku oluşturucu moleküllerin keşfini gerçekleştirdiler. Bunlar arasında uyku oluşturucu özelliği bulunup en iyi…

Weiterlesen

Clifford B. Saper ile beynin uyku ve uyanıklık mekanizmaları üzerine çok özel söyleşi

Prof. Dr. Clifford B. Saper © Beth Israel Deaconess Medical Center, Harvard Medical School Dr. Clifford B. Saper, karmaşık sinir bağlantılarının aydınlatılması üzerine yaptığı 40 yılı aşkın çalışmalar ile bilinen dünyanın en önemli nöroanatomistlerinden biridir. Sinir hücrelerinin birbirleri ile olan bağlantılarının haritalanması üzerine yaptığı çalışmalar; Obezite, Parkinson, Alzheimer ve Şizofren gibi hastalıkların tedavisine önemli katkılar…

Weiterlesen

Leptomeninksler: Uyku oluşturucu Prostaglandin D2’nun beyindeki ana kaynağı

Araştırmacılar tarafından yakın geçmişte birçok uyku oluşturucu moleküller (somnojenler) tespit edildi. Bunlardan bazıları sitokinler, anandamide, urotensin II, ve adenozin molekülleridir. Bu moleküller arasında yer alan Prostaglandin D2 (PGD2) uyku indükleyici etkisi ise 30 yılı aşkın bir süredir bilinmektedir. Yapılan çalışmalar uyku indükleyici moleküllerin uzun süreli uyanıklık periyodunda beyinde biriktiklerini gösteriyor. Araştırmacılar uyanıklık periyodunda bu moleküllerin…

Weiterlesen

Sosyal yenilgi stresinin uyku üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir model tanıtıldı

Yaşayan tüm organizmalar hayatları boyunca bir çok stres faktörüne maruz kalmaktadırlar. Sosyal çekişmeler insanlar için en yaygın görülen stres kaynaklarından biridir. Her ne kadar araştırmacılar sosyal yenilgiler (SoD) sonrası oluşan stresin uyku ve uyanıklık davranışları üzerindeki etkilerini çeşitli deney modelleri üzerinden çalışmış olsalar da, SoD sonrası etkileri yeterince incelenememiştir. Geçtiğimiz günlerde Frontiers of Neuroscience ‘da…

Weiterlesen

Takeshi Sakurai ile orexin sistemleri ve bilim kariyeri üzerine özel bir söyleşi

Prof. Dr. Takeshi Sakurai, MD, PhD Dr. Takeshi Sakurai’yi beynin hipotalamus bölgesinde üretilen özel bir nöropeptit olan orexin/hypocretin keşfindeki anahtar rolü ile tanıyoruz. Daha sonraki süreçlerde yürüttüğü çalışmalar ile orexin sistemlerinin, uyku ve uyanıklığın nörobiyolojisinin daha iyi anlaşılmasında önemli katkılar sağladı. Bilimsel kariyerinin başlarında damar dokusunda bulunan bir protein olan endothelinin karekterizasyonu ve fonksiyonun aydınlatmasında…

Weiterlesen